Ben kimim? Bana kısaca aranjör ve prodüktör diyebilirsiniz. 1978 yılında İzmir’de doğdum. Müzikle ilk tanışmam ilkokul yıllarında piyano dersleriyle başladı. Lise döneminde gitar çalmaya başladım. Öyle çok bir eğitim aldığımı da düşünmeyin. 1 ay ve toplam 4 saat ders aldıktan sonra kendi kendimi geliştirdim ve gitar çalmaya başladıktan 3 ay sonra ilk konserime çıktım. Zamanla grup çalışmaları ilerledi ve ben boş durmayıp bass gitar, davul, klavye ve perküsyon çalmayı da öğrendim ve artık bu kadar enstrüman öğrenmişken işi 1 kademe daha ilerletip henüz lise 3’teyken ilk aranjmanımı yaptım. Bir çoğunuz aranjenin/düzenlemenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuzdur... Anlatayım... Bir şarkı içerisindeki vokal melodisini yani şarkıcının söylediği kısmı çıkartın, altta kalan tüm enstrümanların notasal yazılımı, ne çalacağı, nasıl çalacağını belirlemektir. Yani kısacası basit bir melodiyi komple bir şarkı haline dönüştürmektir.
Daha sonrasında bir çok müzikle uğraşan genç gibi grubumla demo yapmaya karar verdim ve aldım elime sazımı tuttum İstanbul yolunu, girdim meşhuuur Unkapanı’na... Şimdi Unkapanı öldü tabiki, tekstilci yeri oldu çıktı... Neyse... Birçok kişiye göre şanslıydım çünkü yaptığım çalışmalar ilgi gördü ancak zamanın getirdiği şansızlıklar, karşıma çıkan acayip, şişman, kel, göbekli ve müzikle uzaktan yakından alakası olmayan prodüktörler, önüme konan saçma sapan sözleşmeler ve her grup içinde çıkan problemler yüzünden Unkapanı maceralarım senelerce sürdü ama bir türlü sonuca gidemedi.
Bu arada bir çok grupta gitarist ve back vokalist olarak görev aldım. Üniversite çağına geldim, barlarda çaldım, müzik ve müzikle ilgili heryerin ve herşeyin altını üstüne getirdim. Yaptığım “Sonsuza Dek” adlı beste ile Schöller Dondurmaları ve Universal Müzik’in Türkiye çapında gerçekleştirmiş olduğu müzik yarışmasında, 1000 başvuru içinden ilk 10’a girmeyi başardım. Yarışma Ömerli Ovası’nda yapıldı. O zaman dahil olduğu festivalin adı H2000’di.. Şimdilerin Rock’n Coke’u ve geçen senenin Sonisphere organizasyonu....Karşımda belki 5000 kişi vardı ve şarkıyı hem çalıp, hem söylerken bacaklarımın nasıl titrediğini anlatamam...
Daha sonra bireysel olarak çalışmaya başladım ve stüdyolara gide gele, araştıra araştıra, stüdyo ekipmanlarını, kayıt tekniklerini öğrendim. Sürekli kendimi geliştirdim,okudum ve dinledim. Bilenler vardır mutlaka; bu işe de bir Atari 1040st bilgisayar, 1 tane dandik klavye ve 8 kanal makara bant’lı kayıt cihazıyla başladım.... Analog yani.... Digital kayıt’ın D’si bile yoktu ortada.. Yani öyle kopyala yapıştır falan yok.. Babalar gibi şarkıyı baştan sonra hatasız çalmak zorundasın.
Sıra geldi askerlik zamanına... Vatani görevimi de yaptım, geriye geldiğimde 1,5 sene müzikten uzak kalmanın getirdiği heyecanla içimde patlamaya hazır bir bomba vardı ve o gazla ve (ailemin desteğiyle) (o kadar parayı nerden bulucam dimi?) İzmir’de İzmir’in en büyük stüdyosu olan Stage’i kurdum. Burada esas filmin kopmaya başladığı yer....Gündüz, gece, haftasonu, bayram, tatil demeden deliler gibi çalışmaya başladım....Burada birçok grup ve sanatçı için demo çalışmalarından albüm çalışmalarına kadar aranje, kayıt, mix ve mastering hizmeti verdim. Birçok firma için reklam müzikleri ve jingle’lar yaptım. Ayrıca sinema ve dizi müziklerine çeşitli dallarda imzamı attım. Bunların içinden, Türkiye çapında en çok ön plana çıkanlar Atiye Deniz-Gözyaşlarım albümü , Mavi Gözlü Dev sinema filmi, Atv- Naciyeyi Kim Sevmez dizi filmi, Karel telefon firması santral seslendirmeleri, Star Tv-Hakan’la Geziyorum programı, Radyo Ege ve Kanal Ege için yapılan 35 adet jingle oldu. Prodüksiyonunu yapmış olduğum albümlerden, aranjesi bana ait Don't Think adlı şarkı Atiye Deniz'in Kral Tv Video Müzik Ödüllerinde en iyi çıkış yapan sanatçı ödülünü almasını ve Youtube’ta 8 milyon dinleyiciye ulaşmasını sağladı. Stage Müzik kapsamında bu çalışmalar gibi yerel ve ulusal daha yüzlerce çalışmalar gerçekleştirdim. Bunların yanısıra birçok üniversite ve yerel organizasyonlara sponsorluk ve destek verdim.
Prodüksiyon anlamında o kadar çok ilerleme kaydettim ki sıra prodüktör olarak hizmet vermeye geldi ve stüdyoculuk kapsamının ve anlayışının dışına çıkmaya başlayarak Stage-Müzik Stüdyosunu devrettim ve tamamen prodüksiyona yönelerek kendi adımı taşıyan Arda Kaynak Music Production’ı (AKM) kurdum. Ve elimden geldiğince Unkapanı ve İstanbul’da yaşadığım saçmalıkları benim gibi müziğe gönül vermiş insanlar yaşamasın diye bütçem yettiği kadar mücadele vermeye başladım... Bu işleri yapıcam diye krediler çektim ve bir çok kez battım da, kazandım da. Şimdi de ulusal bir prodüksiyon şirketiyle bilgimi ve deneyimlerimi birleştirdim ve bu şirektte hem genel müdür hemde prodüktör olarak müzik hayatıma devam etmekteyim. Yeni yetenekler ve orjinal çalışmalar gerçekleştirmek için çalışmalarıma devam ediyorum.
|